Liverpool 2017-18 Sezonu Tahmini

İki maç oynandı ve herkes Premier Lig için Manchester takımlarını favori gösteriyor. Lukaku, Matic, Walker gibilerine milyonlar harcamaları tabi ki dikkatleri çekti. Öbür taraftan, gölgelerin içinde çok para harcamamış ama yine de Salah ile kulübün transfer rekorunu kıran bir takım var. En iyi oyuncusunun dünyanın en iyi takımlarından biri, FC Barcelona, tarafından cezbedilmemesi için uğraşan bir takım. Evet o, çoğu kişinin ilk 4’te bitireceğini bile tahmin etmediği, Liverpool. Velhasıl haklı da olabilirler. Liverpool defansı fena halde sallantılı ve her duran topta gol yiyebilecek gibi duruyor. Yıllardır Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmemelerinden dolayı, dünya yıldızı oyuncuları cezbetmek de bir problem oldu. Hal böyle ama Liverpool taraftarlarının kulüplerinin bu sezonu hakkında düşündüğü bu değil. Birisi de ben oluyorum ki, iyi günde kötü günde bir Kırmızı, hepimizin farklı görüşleri var. Takımımızın neden ilk 4’te bitireceğine ve Premier Lig madalyası için mücadele edeceğine dair bazı nedenler var. DEVAMINI OKU

Şans, Tesadüfleri Sevmez

liverpoolsanssizligi

Emirates’te kazan, Stamford Bridge’de kazan, son şampiyonu evinde yen ve Burnley’e yenil. Tipik Liverpool. Son yıllarda Liverpool’un ihtiyacı olan şey istikrardı, ve Alman hoca geldiğinden beri Liverpool’un ligdeki en skorer ekip olmasıyla birlikte Jurgen Klopp’un takımının büyük sınavı da bu.

Chelsea’yi yendikten sonra, Salı günü Derby Country ile Lig Kupası’nın üçüncü turu anlamına gelen bir maç olmasına rağmen bütün Liverpool hayranlarının ve futbol alimlerinin gözü Hull City maçının üstündeydi. Hull City maçı dikkat çekti çünkü Liverpool’un ayağının kayabileceği düşünülüyordu. Liverpool’un büyük takımları yenmekle ilgili hiçbir sorunu yoktu. Kırmızılar, orta sıra takımı ya da “büyük oyuncu takımı olmayan” dediklerimize karşı zorlanıyordu. Eğer son yıllarda Liverpool’u takip ediyorsanız, hepimiz Luis Suarez’in öncülüğündeki Liverpool’un şampiyonluğu az farkla kaçırdığı 2013/2014 sezonunu hatırlıyoruz. 101 golle ve sadece 2 puan az gelerek. O müthiş sezonda Liverpool Hull City’ye 3-1 kaybetti ve eğer o maçı kazansalardı, Steven Gerrard bugün gururla Premier Lig madalyası takıyor olurdu. Lakin, o maç Liverpool’un şampiyonluğuna mâl olan maçtı. Liverpool’un Premier Lig’de neredeyse şampiyon olacağı bir başka sezon ise 2008/2009 idi. Liverpool Rafa Benitez yönetimindeyken, Şampiyonlar Liginde Avrupalı güçlerden biriydi. Fernando Torres ve Gerrard adanın her tarafında defanslara dehşet saçıyordu ve herkes Old Trafford’daki Cristiano Ronaldo’lu bir takımın kudretli kırmızılara karşı umutsuz olduğu 4-1’lik deplasman galibiyetini hatırlar. Malesef, o sezon Liverpool şampiyonluk için 4 puan az geldi. O sezon Liverpool’a bir daha geri alınamamak üzere liderliği kaybettiren maç Hull City karşısında alınan beraberlikti. DEVAMINI OKU

“Normal Biri”nin Liverpool’u…

jurgen

“Aslında kendimi tanımlamaya pek de ihtiyacım yok. Kara Orman’dan geliyorum. Annem büyük ihtimalle televizyon karşısında beni izliyor ve tek bir kelime bile anlamıyordur fakat çok gururludur. Ben tamamen normal bir adamım. Normal biriyim. Buraya gelmeden önce bu kulübü sevdiğimi birçok yerde belirttim. Aldığım karar benim için çok büyük bir karar değildi. Tatilimi yarıda kesebilecek tek takıma geldim. Teklifler aldım, onlara hayır, hayır, şimdi olmaz, dedim ve ardından Liverpool geldi. Sesler tanıdıktı ama abayı yakmıştım. Taraftarı olduğum takıma geldim.”

Önce Almanya Bundesliga’da Bayern Münih hegamonyasını yerle bir etti, sonrasında ise şimdilerde Liverpool ile yeni bir yapılanma, gençleşme operasyonunda. Kimden mi bahsediyoruz? Tabi ki Jürgen Klopp’dan.

8 Ekim 2015 gece yarısı, Liverpool için büyük değişimin başlangıcıydı. 3 yıllık Brendan Rodgers yönetiminden geriye kalan enkazı kim devralacaktı? Yönetim Ancelotti’yi, taraftar ise Klopp’u istiyordu. Bu sefer taraftarın istediği olmuştu. Jürgen Klopp, yönetmek istediği takımının başına geçmişti.  Dortmund’u sıfırdan alıp harikalar yaratan, yıldız almak yerine yıldız yaratmayı tercih eden Klopp, Liverpool’daydı.

Anfield’a ayak basar basmaz söylediği ilk cümle ise şuydu: “İnancını kaybetmiş bu takımın, inancını geri getireceğiz.” DEVAMINI OKU