RB Leipzig’i Kimse Sevmiyor!

66722

Avusturya’daki Red Bull Salzburg, ABD’deki New York Red Bulls takımlarını büyük ihtimalle duymuşsunuzdur. Belki Brezilya’daki Red Bull Brasil ya da Gana’daki Red Bull Gana takımarını duymamışsınızdır ama hepsi Red Bull GMBH şirketinin altındaki takımlardır. RB Leipzig adında bir takımı gören de onların kulüplerinden biri olduğunu düşünür. Sadece takımın amblemine bakarak bile Red Bull tarafından sahiplenildiğine şüphe yoktur. Ama RB Leipzig’in adı süpriz bir şekilde Red Bull Leipzig değildir. RB RasenBallsport’un kısaltması olarak vardır ve o da 2009 yılında kurulmuş bir futbol takımıdır. İsminin böyle olmasının nedeni Bundesliga’nın hiçbir takımın bir şirket ismince adlandırılmasına izin vermemesidir. Ayrıca kulübün amblemini de biraz değiştirttiler ama hala Red Bull logosu gibi duruyor.

Peki neden herkes bu kulüpten nefret ediyor? Futbol oynamaya gelince çok iyi bir iş çıkardılar. 7 senede 5 lig yükseldiler ve şu anda aldıkları üst üste 6 galibiyetle Bayern Münih’in 3 puan önünde zirvede oturuyorlar. Ne var ki, nefret edilen şey futbolları değildir. Bir ideoloji olarak kulübün kendisi ve Bundesliga’nın son sezonlarda başardığı şeyleri yıkmaya çalışan modern futboldur nefret edilen. RB Leipzig modern, naylon bir kulüp.

Almanya’da, kulüpler 50+1 kuralına saygı göstermek zorunda. Bu da demek oluyor ki hiçbir kulüp patronu kulübü kendi başına yönetemez ve kararlar verilirken genellikle taraftarların seçmiş olduğu yönetim kurulu üyeleri arasında bir çoğunluk sağlanmalıdır. RB’nin bu kuraldan sıyrılmak için yaptığı şey, tüm Alman futbolseverleri çılgına çevirdi. Taraftarlar için 800 avroluk bir üyelik ücreti belirledi, Bayern Münih’inkinin 10 katı, ve oy verme hakkına sahip sadece 17 üyeleri var. Bayern Münich’in 224,000 varken (evet 224,000)… Bu, kulübü hakimiyet altında tutmak için yapıldı ve çoğu üye de Red Bull çalışanı. Uzun lafın kısası para kazanmak için, enerji içeceği satmak için yapılmış bir kulüp. Almanya’daki gelenek böyle değil. Taraftarlar kulüplerin çok büyük bir parçası ve kulüplere sponsor olan şirketlere dair düzenlemeler var. Taraftarların haklarını koruyan kurallar var ama RedBull bunları duymak istemiyor. Bütün Almanya’da futbolseverlerin protestoları sürüyor. Bazıları takımlarının sezon öncesinde RB Leipzig ile oynamamasını sağladı ve deplasman taraftarlarından boykot da oluyor.

Geleceğin bu takıma neler getireceğini göreceğiz ama kesin olan bir şey varsa geleneksel futbolu mahvettikleri. Onlar sadece naylon bir kulüp.

liverpool
Astrit Imeri  Yazar
favicon-1

Şans, Tesadüfleri Sevmez

liverpoolsanssizligi

Emirates’te kazan, Stamford Bridge’de kazan, son şampiyonu evinde yen ve Burnley’e yenil. Tipik Liverpool. Son yıllarda Liverpool’un ihtiyacı olan şey istikrardı, ve Alman hoca geldiğinden beri Liverpool’un ligdeki en skorer ekip olmasıyla birlikte Jurgen Klopp’un takımının büyük sınavı da bu.

Chelsea’yi yendikten sonra, Salı günü Derby Country ile Lig Kupası’nın üçüncü turu anlamına gelen bir maç olmasına rağmen bütün Liverpool hayranlarının ve futbol alimlerinin gözü Hull City maçının üstündeydi. Hull City maçı dikkat çekti çünkü Liverpool’un ayağının kayabileceği düşünülüyordu. Liverpool’un büyük takımları yenmekle ilgili hiçbir sorunu yoktu. Kırmızılar, orta sıra takımı ya da “büyük oyuncu takımı olmayan” dediklerimize karşı zorlanıyordu. Eğer son yıllarda Liverpool’u takip ediyorsanız, hepimiz Luis Suarez’in öncülüğündeki Liverpool’un şampiyonluğu az farkla kaçırdığı 2013/2014 sezonunu hatırlıyoruz. 101 golle ve sadece 2 puan az gelerek. O müthiş sezonda Liverpool Hull City’ye 3-1 kaybetti ve eğer o maçı kazansalardı, Steven Gerrard bugün gururla Premier Lig madalyası takıyor olurdu. Lakin, o maç Liverpool’un şampiyonluğuna mâl olan maçtı. Liverpool’un Premier Lig’de neredeyse şampiyon olacağı bir başka sezon ise 2008/2009 idi. Liverpool Rafa Benitez yönetimindeyken, Şampiyonlar Liginde Avrupalı güçlerden biriydi. Fernando Torres ve Gerrard adanın her tarafında defanslara dehşet saçıyordu ve herkes Old Trafford’daki Cristiano Ronaldo’lu bir takımın kudretli kırmızılara karşı umutsuz olduğu 4-1’lik deplasman galibiyetini hatırlar. Malesef, o sezon Liverpool şampiyonluk için 4 puan az geldi. O sezon Liverpool’a bir daha geri alınamamak üzere liderliği kaybettiren maç Hull City karşısında alınan beraberlikti. DEVAMINI OKU

“Normal Biri”nin Liverpool’u…

jurgen

“Aslında kendimi tanımlamaya pek de ihtiyacım yok. Kara Orman’dan geliyorum. Annem büyük ihtimalle televizyon karşısında beni izliyor ve tek bir kelime bile anlamıyordur fakat çok gururludur. Ben tamamen normal bir adamım. Normal biriyim. Buraya gelmeden önce bu kulübü sevdiğimi birçok yerde belirttim. Aldığım karar benim için çok büyük bir karar değildi. Tatilimi yarıda kesebilecek tek takıma geldim. Teklifler aldım, onlara hayır, hayır, şimdi olmaz, dedim ve ardından Liverpool geldi. Sesler tanıdıktı ama abayı yakmıştım. Taraftarı olduğum takıma geldim.”

Önce Almanya Bundesliga’da Bayern Münih hegamonyasını yerle bir etti, sonrasında ise şimdilerde Liverpool ile yeni bir yapılanma, gençleşme operasyonunda. Kimden mi bahsediyoruz? Tabi ki Jürgen Klopp’dan.

8 Ekim 2015 gece yarısı, Liverpool için büyük değişimin başlangıcıydı. 3 yıllık Brendan Rodgers yönetiminden geriye kalan enkazı kim devralacaktı? Yönetim Ancelotti’yi, taraftar ise Klopp’u istiyordu. Bu sefer taraftarın istediği olmuştu. Jürgen Klopp, yönetmek istediği takımının başına geçmişti.  Dortmund’u sıfırdan alıp harikalar yaratan, yıldız almak yerine yıldız yaratmayı tercih eden Klopp, Liverpool’daydı.

Anfield’a ayak basar basmaz söylediği ilk cümle ise şuydu: “İnancını kaybetmiş bu takımın, inancını geri getireceğiz.” DEVAMINI OKU