Büyük Düşünemeyen Takım: Roma

santrforlar2

“Roma bir günde inşa edilmedi.” diye bir söz vardır. Bir şeyden sonuç elde etmek için zaman ve sabır gerektiğini anlatır. Fakat bu Roma hiç inşaata başlamış gibi görünmüyor. Şampiyonluğa oynamak isteyen takımlar hiç acımadan baş kesip, teknik adamlar değiştirip, transferler için elleri cebe atarken; Roma var olana tahammül edip mucize beklemeyi yeğledi. Yukarıdaki tabloda üst sıra takımlarının santrforlarının geçen sezonki ve bu sezonun ilk 5 haftasındaki performanslarını görüyoruz. Juventus Dybala ve Mandzukic’ine rağmen gol rekortmeni Higuain’i de kadrosuna katarken Napoli de bu eksiğini Euro 2016’nın flaş ismi Milik’le giderdi ki bu sezonki performansına bakarak sonuç aldıklarını görebiliriz. Inter‘in zaten ortalama üstü, hava hakimiyeti mükemmel olan Icardi’si var ki yine de Brezilya’dan Gabigol’ü getirterek ellerini güçlendirdiler. Milan‘ın geçen sezon getirdiği Bacca İtalya’ya Sevilla’nın UEFA Avrupa Ligi şampiyonu olarak gelmişti. Meyvesini de aldılar, almaya devam ediyorlar.

Roma’nın büyük umutlarla getirdiği Dzeko ise ligde sadece 8 gol attı. İstatistiğe göre konuşursak ligin tepesinde 82 dakikada bir(hemen her maç) gol atan Higuain varken 245 dakikada bir gol atan Dzeko ile şampiyonluk hedeflenmez. Asistleri de hesaba kattığımızda bile Süre/Skor Katkısı istatistiği ancak Bacca’yı geride bırakabiliyor. Bu sezonki 4 golünün 2’si hazırlık maçı gibi geçen ve 4-0 biten Crotone karşısındaydı ki maçtan sonra kendisi de bu 2 golün yeterli olmadığını, daha iyiye gitmesi gerektiğini söyledi. Zaten önemli maçlarda kaçırdıklarını düşününce Boşnak gol makinasının(!) performansı malumunuz. Peki Roma formsuz santrforların rehabilitasyon merkezi midir? Sabatini kaç sezonu daha feda etmek istemektedir? Spalletti bir başka başarısız sezonun ardından hala takımda kalacağını mı düşünmektedir? Dzeko’nun en azından bir alternatifi alınamaz mıydı? Fakat Roma’nın vizyonsuzluğu sadece bununla da sınırlı kalmıyor… DEVAMINI OKU

Tribündeydik: Fiorentina 1-0 Roma

180916Badelj

Pazar günü İtalya’nın ve hatta dünyanın gözü Milano’ya, Inter-Juventus derbisine çevrilmişti. Yerel saate göre akşam saat 6’da başlayan maç, saat 8’e doğru ev sahibi taraftarların zafer şarkılarıyla sona eriyordu. Fakat aynı saatlerde, 400 kilometre güneydeki Floransa şehrinde bambaşka bir hazırlık vardı: Fiorentina – Roma maçı. Sezona Juventus mağlubiyetiyle başlayıp Chievo’yu kornerden gelen bir kafa golüyle mağlup etmiş olan Fiorentina’nın 3. haftadaki Genoa maçı ise hava şartları nedeniyle yarıda kesilmişti. Roma ise ilk hafta iyi bir görüntü çizmesine rağmen 2. haftada lige yeni yükselen Cagliari’ye puan kaybetmiş, son haftada ise 3 puanı ancak Totti’nin 1 asisti ve 1 penaltı golü ile kurtarabilmişti.
Hocası Paulo Sousa’yla paralel olarak donuk bir oyun oynaması nedeniyle bana göre Fiorentina’nın geçen sene başındaki gibi bir şampiyonluk iddaası olmasa da henüz 4. haftaydı ve Floransalılar hala inanıyordu: binlerce taraftar Stadio Artemio Franchi’ye akın ediyordu. Ben de en ateşli taraftarın bulunduğu kale arkası tribünü Curva Fiesole‘de yerimi aldım ve Roma lehine verebileceğim tepkilerimi gizlemeye çalışarak maçı izlemeye koyuldum. DEVAMINI OKU

Totti’nin Kariyeri (Video) – Totti Efsane Midir?

GettyImages-514350966.0

Francesco Totti’nin Hikayesi – En İyi 20 Golü: Yıllar önce bir forum sitesinde paylaşılan bir Youtube videosunun başlığı. Geçen sezon Spalletti-Totti atışmasının ardından forumlarda, sözlüklerde ve sosyal medyada yıllardır içindeki Totti nefretini biriktirmiş futbolseverlerin fırsat bu fırsat ağzını açıp gözünü yumduğu o ortamda, yazılanların bir kısmına verilebilecek en iyi cevabın bu video olduğunu düşünmüştüm. Tabi ki Totti’nin yaşlandığı ve gerekmedikçe oynamaması gerektiği (bunları şu iki yazıda tartışmıştık: Totti Krizi ve Gemisini Kurtaran Capitano) herkesin tartışmasız kabul edeceği savlardır. Fakat benim bu videonun cevap oluşturmasını istediğim yazılar, Totti’nin sadece Roma’da yerel bir efsane olabileceği ya da sağ ayağından başka bir şeyi olmayan bir balon olduğu gibi abartılı ithamlardı. Videoyu izlediğiniz zaman neden en iyi cevap olduğunu siz de anlayacaksınız.

Telif hakları nedeniyle Youtube’dan kaldırılan bu videoyu, uzun uğraşlar sonucunda bir Facebook sayfasının tozlu raflarında buldum. Belki de internet ortamında yüklü olduğu tek platformdu ve o da tek kopyaydı. Vakit kaybetmeden Dailymotion’a yükledim aynı başlıkla. Elbette internette bunun gibi onlarca Totti klibi bulabilirsiniz ancak bu videonun biyografik anlatımının eşsiz olduğunu düşünüyorum. Duygusal bir flashback etkisi yaratması açısından, Totti’nin kariyerindeki muhtemelen son sezonuna girdiğimiz şu haftaların atmosferini de yansıtacağına inanıyorum. Videonun altında, videodaki cümlelerin çevirilerini bulabilirsiniz. Fazla uzatmadan sözü esere bırakalım. Ardından, Totti’nin ne olup ne olmadığına bir cevap bulalım.DEVAMINI OKU

UEFA Avrupa Ligi 2016/17: Serie A Takımları Değerlendirmesi

bw8QLQ0

Bu sezon 4 İtalyan takımının katıldığı UEFA Avrupa Liginde grup kuraları çekildi. Bunlardan Inter ve Fiorentina 1. torbadan, Şampiyonlar Ligi Eleme turunda Porto’ya elenen Roma 2. torbadan, geçen sezon ligde puan rekorunu kıran Sassuolo 4. torbadan kuraya girdi. Kura dört takım adına da olumlu sonuçlandı. İtalya takımlarının bulunduğu gruplar:

  • E Grubu: Viktoria Plzen, Roma, Austria Wien, Astra
  • F Grubu: Athletic Bilbao, Genk, Rapid Wien, Sassuolo
  • J Grubu: Fiorentina, PAOK, Liberec, Qarabağ
  • K Grubu: Inter, Sparta Praha, Southampton, Hapoel Beer-Sheva

Bu dört İtalyan takımından şüphesiz en şanslı kurayı çeken Roma oldu. Fiorentina’nın işi de çok kolay gibi görünüyor. Inter Southampton’da zorlanabilir ama ilk 2’ye girmenin yeteceği gruplarda daha kuradan işini garantiye aldı diyebiliriz. Gruplarda kendisinden daha prestijli bir takıma denk gelen tek takım Sassuolo. Athletic Bilbao grubun favorisi, Sassuolo-Genk mücadelesi ikinciyi belirleyecek. İkinci torbadan Fenerbahçe ya da AZ Alkmaar gelebileceğini de hesaba katarsak, Genk fena bir kura değil. Yine de APOEL’in de ikinci torbada olduğunu düşünürsek en iyi kura da değil. Dördüncü torbadan girmesi ve tecrübe eksiği nedeniyle tabi ki Sassuolo’yu en azından bu kadar bir zorluk bekliyordu ancak genel tabloya baktığımızda görüyoruz ki İtalyan takımları için güzel bir kura oldu. DEVAMINI OKU

Serie A 2016-17 Atmosferi ve Açılış Günü Maçları

Juventus' Gonzalo Higuain, right, celebrates with teammate Kwadwo Asamoah after scoring during a Serie A soccer match between Juventus and Fiorentina, at Turin's Juventus Stadium, Saturday, Aug. 20, 2016. (Alessandro Di Marco/ANSA via AP)

Her turnuvanın, sezonun ve hatta bazen tek bir maçın; yıllar sonra bile hatırlanacağı bir hikayesi, unutulmaz bir atmosferi ya da psikolojisi vardır. Bir müsabaka bitiminde hemen bir şeylerle özdeşleşiverir. Örneğin: 2005 Şampiyonlar Ligi finali denince akıllara muhteşem bir geri dönüş gelmektedir. Dünyanın uzak köşelerinden futbolseverler bile geri dönüşün mümkün olduğunu belirtmek için hala birbirlerine “İstanbul’u hatırla.” derler. 2004 Avrupa Şampiyonası -her ne kadar aynı hissetmesem de- çoğu kişide çirkinlik hissi uyandıran ama kaçınılmaz bir şekilde başarılı defans futbolunu ve ev sahibi Portekiz’in gözyaşlarında şekil alan büyük hayal kırıklığını anımsatır. Peki 2015-16 Serie A sezonu? Yeni sezona girmeden önce bu soruya yanıt vermek istiyorum.

Evet, geçen sezonu özetlemek için Juventus’un üst üste şampiyonluk sayısını 5’e çıkarıp önceki sezonun ardından rakiplerini biraz daha üzdüğü sezon diyebilirsiniz. Ama ihmal etmememiz gereken bir ilk 10 hafta var. Öyle bir 10 hafta ki: Juventus yine ligin tartışmasız lideri olması beklenirken tam anlamıyla tökezledi, bunun yanında Fiorentina Kalinic ile birlikte rakiplerinin üstüne gol olup yağdı, Mancini ile yeni bir sayfa açan Inter zirveyi uzun süre bırakmadı, bu yarışa daha sonra Roma da katıldı. Öyle bir 10 hafta ki: Roma’nın galibiyetle ayrıldığı Juventus maçından sonra başkent ekibinin yıldızlarından Pjanic: “Bütün iyi oyuncularını (Vidal, Tevez, Pirlo) bir anda yollarsan böyle olur, Juventus transfer politikasını iyi düşünemedi.” diyerek Juve’ye ders verecek konumda bile hissedebildi kendisini. Fakat bu peri masalının sonunda sonra lig öyle bir tepetaklak oldu ki… Kalinic’le beraber Fiorentina da hız kesti, bol transfer yapıp sezon boyu rotasyona koyan Mancini’nin oynattığı oyunun “defans futbolu” bile olmadığı anlaşıldı ve bir noktada patlak verdi, Roma da kendi kuyusunu kazan Rudi Garcia’nın kısır futboluna takıldı. Onlardan bayrağı devralan Napoli’ye de bir noktadan sonra yetişen Juventus, tüm güzel duyguları katledercesine tahtına yeniden oturdu. İki sezondur zirveye ikincilik koltuğundan bakan Romalılar, eski günlerini arayan Interliler ve efsane yazmaya çok yaklaşan Napoli bu sezon ilk kez “Acaba?” demişti. Bu anlamda 2015-16 sezonu, Juventus’un önce rakiplerini umutlandırıp sonra bütün hayalleri yıkarak çok daha fazla üzdüğü sezondur.

2016-17 sezonu öncesi yaz döneminde de İtalyan futbolunun üzerinde böyle bir kara bulut dolanıyordu. Devrildiği düşünülen kral monarşiyi tekrar ve daha güçlü inşa edince, devrim yaratmak isteyenler daha da bir umutsuzluğa kapılmıştı. Yine de umut verici şeyler yok değildi: sezonun tarih yazan santrforu Higuain Napoli’deydi, üstüne bir de Milik getirilecekti. Kiralık kanatlarıyla rakip beklerin belini büken Roma hepsinin bonservisini alıyor, zayıf savunmasına da takviye yapıyordu. Fakat bu umutların da elimizden alınması, milat kabul edebileceğimiz 23 Temmuz 2016 gününde oldu. 2016-17 sezonunun hala yaşamakta olduğumuz psikolojisi, o gün Higuain’in Juventus’a transfer olmasıyla belirlenmiş oldu. Aşağıdaki görsel, bu psikolojinin ne olduğunu ve nedenini en açıklayıcı şekilde ifade edecektir. DEVAMINI OKU

Serie A’da Juventus’la Yarışabilecek Tek Napoli

modifiye napoli gizli

Ön Okuma: Serie A’da Juventus’la Yarışabilecek Tek Roma

Editörün Notu: “Juventus son 5 sezondur neredeyse rakipsiz şampiyon oluyor. Peki bu gidişata hangi güç “dur” diyebilir? Hayal gücümüzü biraz zorlayarak şu soruyu sorduk: seneye Serie A’da son haftaya kadar şampiyonluğa oynayabilecek bir takımın çıkması için hangi güçlerin birleşmesi gerekirdi? Hangi takım, yine ligin içinden hangi transferleri yaparak kadrosunu Juventus’a rakip olabilecek hale getirebilir? Bunu en yakın takipçileri Napoli, Roma ve Inter üzerinde düşündük ve parayı en verimli şekilde kullanarak minimum transferi yapmayı fakat yine de kadroyu en az Juventus kadar kusursuzlaştırmayı hedefledik. Bu yazının konusu Napoli ve ileriki günlerde Inter’i de inceleyeceğiz. İşte Serie A’da Juventus’la yarışabilecek tek Napoli. Modifiye Napoli.” 

Hepinizin bildiği gibi 2015-16 Serie A sezonunda şampiyonluk yarışı 32. haftaya kadar çok çekişmeli ve heyecanlı geçti. Napoli beklentilerin üzerine çıkarak şampiyon olmak adına uzun süre mücadele etti ama gerek kadro derinliğinin olmaması, gerekse ilk 11’deki oyuncuların istikrarsızlıkları Napoli’nin şampiyonluk hayallerini suya düşürdü. Napoli ligi ikinci tamamladı ve Napoli başkanı Aurelio de Laurentiis: “Bu yaz transfer dönemi çok hareketli geçecek.” dedi. Şu ana kadar transferde pek aktif olmayan Napoli sadece Empoli’den Lorenzo Tonelli’yi renklerine kattı. Tabi ki bu transferlerin arkası gelmelidir. Aksi takdirde kadro derinliği açısından Juventus ve hatta Roma’dan daha zayıf olan Napoli hem Serie A hem de Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmenin çok büyük zorluklarını çekecektir.

Juventus’un Pjanic’le anlaşması ve ilgilendiği birçok oyuncuya karşın Napoli scoutları Serie A yeteneklerine yönelmek yerine yurtdışından kariyerli futbolcuları izliyor ancak imza aşamasında başarısızlıklar yaşıyor. Inter, Milan ve Roma geçen seneyi hayal kırıklıkları ile geçirdikten sonra bu yıl transfer çalışmalarına hız vermiş durumda. Kuşkusuz ki Serie A şimdiden geçen seneden daha çekişmeli ve keyifli geçeceğe benziyor. Peki bu çekişmeli ligde Napoli kadro derinliği sorununu nasıl çözebilir, yapılabilecek yerli ve kaliteli transferlerle ligde adından nasıl söz ettirebilir ve dahası nasıl 32. haftada havlu atmamak adına dirençli ve sağlam savunması olan bir kadro yaratabilir? Gelin birlikte bu sorulara cevap arayalım. DEVAMINI OKU

Fitbol ve Socrates Haziran 2016 Sayılarında İtalyan Futbolu

Futbol evreninin içinden her ay birbirinden ilgi çekici yazılar çıkarmayı başaran Fitbol ve Socrates dergilerinin bundan sonraki bütün sayılarında İtalya futboluyla ilgili yer alan yazı başlıklarını, dergiyi almak isteyen İtalya severler için bir rehber olması açısından buradan paylaşacağım.

fitbol Haziran 2016 – Sayı 10 – 114 sayfa – Fiyat: 10TL (KKTC: 11TL)

CkGGhnAWEAA8-gv

  • 14 Turnuva 14 Hikaye isimli yazısıyla Elif Bekfelavi şimdiye kadar oynanmış olan 14 Avrupa Şampiyonasının hikayesini anlatıyor. Ev sahibi İtalya’nın şampiyon olduğu, “ilklerin ve garipliklerin” turnuvası olan 1968 Avrupa Şampiyonasına da Penaltı Yok, Yazı Tura Var başlığı ile yer veriyor.
  • Üç Hasta Adam başlıklı yazısında İsmail Şayan Euro 2016 için adaylığını koyan İtalya, Fransa ve Türkiye’de statların ve tribünlerin durumunu anlatıyor. İtalya’da Durum başlığı altında Juventus’un önce Delle Alpi’yi kamudan satın alıp, sonra yıkıp yeni stadyum yapmasının astronomik getirilerini çarpıcı rakamlarla çok güzel açıklıyor. Yanı sıra seyirci oranları ve gelirleri düşen İtalya liginde benzer hamleler yaparak aynı şekilde zarardan dönmeyi hedefleyen Sassuolo, Roma, Lazio, Milano ekipleri ve diğerlerinin neler yaptıklarına yer veriliyor.
  • Fitbol’un bu ayki kapak konusu olan, daha önce Serie A’da Juventus, Inter ve Milan formalarını da giymiş Zlatan Ibrahimovic‘e; Ali Ece, Okay Karacan ve Güntekin Onay‘ın yazılarıyla ve “Ben Zlatan Ibrahimoviç” adlı otobiyografisinden bir alıntı yazıyla yer veriliyor.
  • A’dan Z’ye Euro 2016 Grupları başlıklı yazı dizisinde Elif Bekfelavi, İtalya’nın da bulunduğu E Grubundaki bütün takımları yorumluyor.
  • Turnuvanın 10 yıldızını konu alan Bulutların Üstündekiler adlı yazı dizisinde Kaan Kavuşan da Juventus’ta forma giyen Paul Pogba‘yı ve Fransa Milli Takımındaki rolünü anlatıyor.
  • Geri kalan yazı başlıklarını, alt başlıklarını ve yazarlarını şöyle sıralayabiliriz:
    Gecelerimize Doğacak Güneşler – Marco Verratti (İtalya) – Koray Durkal
    Kupayı Hangi Eldiven Kaldıracak? – Gianluigi Buffon – Mazhar Yasin
    Söz Komutanlarda – Antonio Conte (İtalya) – Elif Bekfelavi

DEVAMINI OKU

EURO 2016: Azzurri’ye Genel Bir Ön Bakış

536300404

2010’da son dünya şampiyonu ünvanıyla Güney Afrika’ya giden, sadece 2 puan alarak Paraguay, Slovakya ve Yeni Zelanda’nın gerisinde kalıp tam anlamıyla dibe vuran İtalya’nın başarıya doymuş kadrosu için revizyon zamanı çoktan gelmişti bile. Nitekim takımın Juventus ağırlıklı omurgasını bozmayan Cesare Prandelli, birkaç önemli dokunuş ile bir takım yaratsa bile İtalya, Polonya-Ukrayna ev sahipliğinde düzenlenen EURO 2012’de de favorilerden biri olarak gösterilmiyordu. Son şampiyon İspanya, İrlanda Cumhuriyeti ve Hırvatistan ile birlikte C grubunda yer alan Azzurri, topladığı 5 puan ile mağlubiyet almadan çeyrek finale çıkmayı başardı. Ufak dokunuşların yanı sıra Prandelli birçok kişiyi şaşırtarak dörtlü savunma kurgusuyla oynamaya başladı. Juventus’un değişilmez Barzagli-Bonucci-Chiellini üçlüsüne Palermo’lu Federico Balzaretti’yi ekledi. Belki de şampiyonanın süpriz finalisti İtalya finalde İspanya karşısında yüz karartıcı bir sonuç aldı lakin yarı finalde Almanya’yı deviren kadro büyük takdir topladı.

Bir klasiktir: İtalyanlar hep savunma ağırlıklı oynarlar, bunu da sert yaparlar denir. Buna istinaden 1969’a gidersek catenaccio’nun Rinus Michels’in çalıştırdığı, sahada Johan Cruyff’un önderliğindeki Ajax’ın total futbolunu nasıl bertaraf ettiğini örnek gösterebiliriz. Lakin günümüzde birtakım şeylerin değiştiğini söylemek mümkün. İngiltere menajeri Roy Hodgson’nın ardından turnuvanın en çok kazanan ikinci teknik direktörü olan Antonio Conte önümüzdeki sezon Chelsea’nin başına geçecek. Hepimizin bildiği üzere Juventus’u ayağa kaldırıp, şu an Allegri’nin bile birçok açıdan bozmayıp üzerine eklemeler yaptığı, kazanan bir takım yaratmıştı. Adı çoğu zaman bahis skandallarına karışmış Conte’nin elinde kendini tekrar gösterebilmesi için önemli bir şans bulunuyor. DEVAMINI OKU

Copa America Centenario: İtalya Serie A Oyuncuları

FBL-COPAM2016-USA-COL

Copa America, dünyanın en büyük iki kıta şampiyonasından biri. Bu ay ülkemizde ve Avrupa’nın dört bir yanında Euro 2016 heyecanı yaşanırken, birileri ise dünyanın öbür ucunda (ve çoğunlukla biz sabaha karşı uyurken) Güney Amerika şampiyonu olmak için uğraşıyor. Geçen seneki Copa America 2015’in ardından bu sene de düzenlenen turnuvanın adı ise Centenario, yani organizasyonun yüzüncü yıl dönümünde, buna istinaden gerçekleştiğini ifade ediyor.

Mücadele eden ülkelerin ve oyuncuların Copa America’yı Avrupalıların Avrupa Şampiyonalarını önemsedikleri kadar önemsemediğini ve organizasyonun kusursuz olmadığını bilsek de biz meraklıları için Copa America favori oyuncularımızı ve ülke takımlarımızı izlemek için eşsiz bir fırsat. Avrupa’nın zirvesindeki o eşsiz Barcelona ileri üçlüsünün Güney Amerikanın en başarılı üç ekibi olan Brezilya, Arjantin ve Uruguay kadrolarında olduğunu söylemek heralde yeterli olacaktır. Geçen senenin şampiyonu Şili’de ise İtalya Serie A‘da oynayan Arturo Vidal (Juventus) ve Eduardo Vargas (Napoli) gibi oyuncular bulunuyordu ki güncel kadrosunda da İtalya liginde oynayan üç oyuncu hala mevcut. Hal böyle olunca, İtalya Serie A hangi takımından hangi ülkeye hangi futbolcularını yollamış, incelemek bize düşüyor. DEVAMINI OKU

San Siro’ya Giden Yol

San Siro'ya Giden Yol (0)

Şampiyonlar Ligi’nde 2015-2016 sezonu bu gece San Siro’da (Giuseppe Meazza) oynanacak Atletico Madrid – Real Madrid maçı ile sonlanacak. Ülkemizden henüz Şampiyonlar Ligi Finali seviyesine erişebilen bir takım çıkmadı. İtalya’da ise, geçen sezon finalde kaybeden Juventus, bu sene ülkesindeki finalde oynamak istiyordu. Son 16 turunda son dakika golü ile Bayern Münih’e elenerek erken veda etti Şampiyonlar Ligi’ne ve final şansını kaybetti. San Siro’yu birlikte kullanan Milano’nun 2 büyük kulübü Milan ve Inter ise bu şansa hiç sahip olamadılar. Şehrin hem mavi hem de kırmızı yakası, Avrupa kupalarında yarışma hakkını elde edemedikleri sezonun finalini evlerinden izleyecekler. Son 10 sezonda 2 kez Milano’ya gelen kupa, kendi evlerinde, İspanyolların elinde yükselecek bu akşam.

İtalyanlar maçı izlerken hem ah çekeceklerdir, hem de yeniden o seviyelerde rekabet etmenin tatlı hayalini kuracaklardır. Ama tekrar San Siro’da bir Şampiyonlar Ligi finali izleyip izleyemeyecekleri ise, tam bir muamma. 2 takım da kendi stadyumlarını yapmak istiyorlar. Ancak ekonomik sıkıntılar nedeni ile San Siro’da devam kararı alıyorlar. Belki bir daha San Siro’da final izleyemeyiz. Ama oranın havasını futbol severlere bir nebze aktarabiliriz.

Ben de daha önce gitmiş olduğum San Siro’yu kaleme aldım. Avrupa’nın en büyük ve muhteşem stadyumlarından birisi olan San Siro’nun atmosferi, müzesi, soyunma odası, taktik tahtaları. Kameralara yansıyan ve yansımayan kısımları ile güzel bir San Siro derlemesi sunuyoruz.DEVAMINI OKU