Napoli 1-3 Roma: Napoli Erken Havlu Attı

napoliroma

Milli maç arasının ardından Serie A, Derby del Sole ile start aldı. Napoli, karşılaşmaya hızlı başladı. Roma’nın ilk 15 dakikadaki futbolu, taktik olarak kontra-atağı benimseyecekleri yönündeydi. Öyle de oldu ve Roma savunma disiplinli oyununu ön planda tuttu. Buna karşılık Roma kazandığı topları Salah ve Dzeko’ya uzun paslarla oynadı. Napoli’de sakat Milik’in yerine 11 başlayan Manolo Gabbiadini çok net fırsatlara girmesine rağmen berbat zamanlaması ile üç dört pozisyonu harcadı. Roma ise savunma disiplinini ilk yarının sonlarına kadar korudu ve Napoli kalesine neredeyse sadece birkaç kez gitti. Ancak dakikalar 43’ü gösterdiğinde, Koulibaly’nin savunma arkasına atılan topu kazandıktan sonra Salah’a anlamsızca çalım atmayı denemesi ve topu kaptırması Napoli’ye pahalıya mal oldu. Topu kapan Salah ceza sahasında bomboş olan Dzeko’ya oynadı ve Boşnak oyuncu skoru 0-1’e getirdi. İlk yarıda Napoli’nin girdiği sayısız gol pozisyonunun ardından, Koulibaly’nin yaptığı hata nedeniyle Roma soyunma odasına tek farklı üstünlükle gitti.

İkinci yarıya Napoli baskılı başladı. Yine birkaç pozisona giren Gabbiadini bu pozisyonları değerlendiremedi. Bu anlamda Milik’i ve hatta “hain” ilan edilen Gonzalo Higuain’i arattı. Napoli’nin hücumcularının topu bir türlü kaleye sokamaması ve özellikle Gabbiadini’nin sakarlıkları Roma’yı geçen her dakika daha da güçlü ve diri tutuyordu. En sonunda, 54. dakikada Florenzi’nin serbest vuruşunda Reina’nın hatalı çıkışı ve Dzeko’nun net kafa vuruşu ile skor 0-2’ye getirilince başkent ekibi iyice rahatladı. Golden 3 dakika sonra Gabbiadini tribünlerin ıslıkları arasında kenara alındı ve yerine Mertens girdi. Bu değişiklikten hemen 1 dakika sonra Ghoulam’ın kullandığı kornerde Koulibaly’nin kafa vuruşu skoru 1-2’ye getirdi. Farkı bire indiren Napoli iyice yüklenmeye başladı ama Roma savunması bir türlü geçilemiyordu. Belli ki Spalletti meslektaşı Sarri’nin taktiğini çok iyi analiz etmişti. Napoli’ye rahat top çevirme fırsatı tanımıyorlardı. Dakikalar aktı geçti ve 86. dakikada savunma arkasında atılan topla buluşan Salah skoru 1-3’e getirerek hezimeti tamamlamış oldu. Bu ayrıca Sarri’nin göreve geldiğinden beri içerde aldığı ilk Serie A mağlubiyeti oluyordu. Bu karşılaşmada Napoli’nin oyununu çok iyi analiz eden ve Napoli’ye istediği futbolu oynamasına olanak tanımayan Luciano Spalletti’yi ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Napoli açısından baktığımızda ise bu mağlubiyetin ve özellikle de liderle iyice açılan puan farkının ardından öncelikli hedef ligde ilk 3’e girmek ve Şampiyonlar Liginde üst turlara çıkmak olacağa benziyor.

 
Asım Çevik – Yazar
favicon-1 favicona_cevik41

Back to the “Futuro”

de-rossi

Daniele De Rossi, Roma’nın ikinci bayrak adamı. Az bilinen lakabı “Capitan Futuro”, yani Geleceğin Kaptanı. Totti’nin “Il Capitano” (Kaptan) olduğu Roma’da büyük kaptanın veliahtı olmasını betimliyor. Lakabının bile kendi özelliklerini betimleyecek şekilde değil, kaptanın gölgesinde şekillenmiş olması Roma’daki sidekick durumunu çok iyi özetliyor. De Rossi de bu lakaptan rahatsız olduğunu söylüyor ama başka bir sebeple: “…pazu bandını sadece Francesco emekli olduğunda alacağımı bilmek benim ya da taraftarlar için sevindirici bir bilgi değil. O günü kimse ‘Oley, De Rossi kaptan oldu!’ diye kutlamayacak. Hepimiz üzgün olacağız çünkü bu Roma tarihindeki en iyi oyuncunun kramponlarını asması anlamına gelecek.

Sezon başında Roma, Porto’yla Şampiyonlar Ligi Ön Eleme turu oynadı. İlk maç Porto’da 1-1 bitti, ikinci maç Roma’da golsüz beraberlik çıksa bile Giallorossi’ye yetecekti. Ne var ki 9 kişi kalan ev sahibi takım 3-0’lık bir hezimete uğradı. Maçın başında tecrübesine yakışmayacak bir faul ile kırmızı kart gören De Rossi de bu yenilginin en büyük pay sahiplerinden biri oldu. Kulübün sembol isimlerini gözünü kırpmadan cezalandırabilen hoca Spalletti, 2. haftadaki Cagliari maçında kaptan pazu bandını De Rossi’den alıp üçüncü kuşak bayrak adam Florenzi’ye verdi. Buffon’un da dediği gibi “Bunlar soyunma odası kuralları ve ekleyecek bir şey yok.” idi. Fakat fikstür geçiyor, De Rossi’nin cezası bir türlü bitmiyordu. Romalılar bu değişikliğin kalıcı olduğunu düşünmeye başlamıştı. Yıllardır Geleceğin Kaptanı olarak anılan 33 yaşındaki oyuncu, Totti’nin jübile yapacağı sezonda kaptanlıktan mı olmuştu?

Tam ümitler tükenirken Spalletti yüreklere su serpti. Yaklaşık bir ay sonra, deplasmandaki Torino maçında pazu bandı tekrar Capitan Futuro’ya dönüş yaptı. Geçen hafta Inter maçında ise taraftarının karşısına yeniden kaptan olarak çıktı ve müthiş bir performans ortaya koydu. Perşembe günü 1-1 biten İtalya – İspanya maçında da sahadaydı. De Gea’yı ters tarafa yatırarak, futbol otoritelerinin ustaca kullanıldığını belirtmeden geçemediği bir penaltıdan beraberliği getiren golü attı. Eskiden daha ofansif bir rolde oynadığı milli takımla 19. golünü kaydetmiş oldu. Anlaşılan o ki: De Rossi de Totti gibi 40 yaşında jübile yapmaya karar verirse, şu an 25 yaşında olan Florenzi’nin de kaptanlığı devralmak için De Rossi gibi 33 yaşına kadar beklemesi gerekecek…

ggroma-kunye
Güven Güngör
Yazar/Editör
favicon-1 faviconGvnGngr

DÖNÜŞÜM: AC Milan

milan-2016-2017

AC Milan bu sezonki en flaş transferini, Beşiktaş’tan 7.5 M €’ya aldığı 31 yaşındaki Jose Sosa ile yapınca, senelerdir tekrar eden bazı sesler yeniden yükselmeye başladı: “AC Milan çok yaşlı ve hep öyle kalacak! 31 yaşındaki adama 7.5 M € mu verilir?”

İşin ön yüzünde görülen bu olsa da, dikkatli Serie A takipçileri durumun bundan farklı olduğunu görmekteydiler. Evet, 31 yaşında bir oyuncu kadroya katıldı. Ancak hepsi sadece bundan ibaretti.

TRANSFERLER: Kalan sağlar bize yeter
Milan’ın bu sezonki transfer hamlesini 4’e ayırmak mümkün:

1. Bölüm: Dinazorlara yol ver
Diego Lopez, Abbiati, Agazzi, Mexes, Alex, Matri gibi 30+ yaşlarındaki oyuncular ile yollarını ayırdı. Sadece bu gönderilen oyuncular bile takımın yaş ortalamasını düşürmeye yetti. DEVAMINI OKU

Napoli: Serie C Bataklığından Şampiyonlar Ligine

maradona-giordano-careca

Napoli son birkaç yıldır istikrarlı bir yükselişin içinde. Bu istikrarlı yükselişin öncesinde ise 2004 yılında iflas etmişti ve amatöre düşürülmesi söz edilen bir enkaz yığının içindeydi. 80’lerdeki Maradona-Giordano-Careca üçlüsünden -nam-ı diğer “Ma-Gi-Ca”– sonra 90’lar ve 2000’lerdeki başarısızlıklar ve yüksek maliyetli transferler kulübü borç batağına sürüklemişti. Ma-Gi-Ca döneminden geriye kalan ise 2 Serie A şampiyonluğu, 1 İtalya Kupası, 1 İtalya Süper Kupası ve 1 Uefa Kupası‘ydı. Bu başarıların ardından Napoli taraftarı iflas etmiş kulübü kurtarabilmek için birçok gösteride bulundu ve en sonunda Aurelio De Laurentiis elini taşın altına koyup kulübü satın aldı. Uzun pazarlıklar sonrası borçların ödeneceği teminatına karşılık federasyon, yeni sezonda Napoli’yi Serie D’ye değil Serie C’ye düşürme kararı aldı. İşte… her şey yeniden başlıyordu.

Napoli bu ilk sezonunda takımın başına şu anki İtalya Milli Takımının teknik direktörü olan Giampiero Ventura’yı getirmişti. Yapılan transferler ile takımın ilk hedefi bu bataklıktan kurtulup Serie B’ye yükselmekti. Napoli sezon bitiminin ardından play-off’lara kalmıştı. Play-off finalinde bir başka Napoli temsilcisi Avellino ile Serie B’ye yükselme mücadelesi vereceklerdi. Ne var ki ilk maçta San Paolo’da alınan 0-0’lık beraberlik yeterli olmayacaktı. Avellino da kendi evinde 2-1 kazanıp Serie B’ye yükselince Napoli bu bataklıkta 1 sene daha geçirmek zorunda kalacaktı. Bu hezimetin ardından teknik direktörlüğe Edi Reja getirildi. Neticesinde Napoli 2005/06 sezonunda elini kolunu sallaya sallaya Serie C şampiyonu oldu. Bir sonraki sene Serie B’de Calciopoli skandalıyla küme düşürülen ve 2 şampiyonluğu silinen Juventus’un ardından 2. olarak Serie A’ya yükseldi. DEVAMINI OKU

Napoli 6. Hafta Değerlendirmesi: Napoli 2-0 Chievo

napoli6hafta

Juventus’un Palermo deplasmanında 1-0 kazanarak kayıpsız geçtiği haftada Napoli, San Paolo’da Chievo’yu konuk etti ve maçtan 2-0 galibiyetle ayrılıp hanesine 3 puan yazdırdı. Maça hızlı başlayan Napoli geçen maçlara nazaran hücumdaki yaratıcılığı ve çalışkanlığı ile dikkat çekti. Özellikle birkaç maçtır verim alınamayan santrfor bölgesinde bugün sahada olan Gabbiadini ile birkaç pozisyona girdi. Gabbiadini en sonunda Callejon’un pasıyla topla buluşup ceza sahası dışından çektiği sert plase ile takımı 1-0 öne geçirdi. Bu aynı zamanda Manolo Gabbiadini’nin Serie A’daki ilk golü demekti.

Maçtaki kontrolü elinde bulunduran Napoli, 39. dakikada Lorenzo Insigne’nin güzel pasıyla buluşan Marek Hamsik‘in sol ayağından harika bir füze çıkararak skoru 2-0’a getirdi. Bu Hamsik’in Napoli adına attığı 82. gold ve bu alanda 81 gollü Diego Maradona’yı da geride bırakmış oldu. Maçın geneline bakacak olursak Napoli teknik direktörü Maurizio Sarri çarşamba günkü Benfica ile oynayacakları Şampiyonlar Ligi maçını da göze alarak sahaya 3 değişiklikle çıktı. Jose Callejon yaptığı 1 asiste rağmen ayağına aldığı her topu kaleye çekme hastalığını yine atlatamadı. Üçüncü bölgedeki bu bencil oyununa rağmen ligde 6 maçta 5 gollük performansıyla bitiriciliğinin o kadar da kötü olmadığını ispatlamış oldu.

 
Asım Çevik – Yazar
favicon-1 favicona_cevik41

Yeni Sezonda Napoli

napolibologna1Napoli’nin yaz transfer dönemi, ligde ilk 5 hafta performansı ve 2 sene sonraki Şampiyonlar Ligi serüveni üzerine değerlendirmeler yapacağız.

YAZ TRANSFERLERİ VE 1.HAFTA: PESCARA 2-2 NAPOLI
Napoli bu yaz transfer döneminde Piotr Zielinski, Amadou Diawara, Lorenzo Tonelli, Nikola Maksimovic, Marko Rog, Arkadiusz Milik, Emanuele Giaccherini gibi oyuncuları kadrosuna kattı. Bu 7 futbolcudan 5’inin Serie A tecrübesine ve belli bir potansiyele sahip olmaları, ağırlıklı olarak takım içindeki rotasyon ve kadro derinliği eksikliğini kapatmaya yönelik gibi gözüküyor. Ancak kuşkusuz ki Gonzalo Higuain’in ayrılışından sonra en çok ses getiren transfer Polonyalı Santrafor Arkadiusz Milik. Napoli’nin Serie A ve Şampiyonlar Liginde birden oynayacak olması ve kadro derinliğine yönelik transfer çalışmaları yapması, ilk 11’in santrafor dışında hemen hemen geçen sene gördüğümüz 11’den oluşacağı yönündeydi ki böyle de oldu. Teknik Direktör Maurizio Sarri, ligin ilk karşılaşmasında takımdan ayrılan Gonzalo Higuain ve cezalı Jorginho dışında kadroda değişikliğe gitmedi. Ancak Jorginho’nun cezalı oluşu Napoli’ye çok pahalıya mal oldu ve Napoli oyun kurmakta çok güçlük çekti. Bunun sonucunda 2-0 geriye düştü ve oyuna 2. yarıda dahil olan Dries Mertens kaydettiği 2 golle Napoli’ye 1 puanı getirdi. Ancak özellikle Arkadiusz Milik ve Gabbiadini’nin kötü performansı “Bu sene forvet sıkıntısı mı çekeceğiz?” sorusunu akıllara getirdi.
DEVAMINI OKU

Büyük Düşünemeyen Takım: Roma

santrforlar2

“Roma bir günde inşa edilmedi.” diye bir söz vardır. Bir şeyden sonuç elde etmek için zaman ve sabır gerektiğini anlatır. Fakat bu Roma hiç inşaata başlamış gibi görünmüyor. Şampiyonluğa oynamak isteyen takımlar hiç acımadan baş kesip, teknik adamlar değiştirip, transferler için elleri cebe atarken; Roma var olana tahammül edip mucize beklemeyi yeğledi. Yukarıdaki tabloda üst sıra takımlarının santrforlarının geçen sezonki ve bu sezonun ilk 5 haftasındaki performanslarını görüyoruz. Juventus Dybala ve Mandzukic’ine rağmen gol rekortmeni Higuain’i de kadrosuna katarken Napoli de bu eksiğini Euro 2016’nın flaş ismi Milik’le giderdi ki bu sezonki performansına bakarak sonuç aldıklarını görebiliriz. Inter‘in zaten ortalama üstü, hava hakimiyeti mükemmel olan Icardi’si var ki yine de Brezilya’dan Gabigol’ü getirterek ellerini güçlendirdiler. Milan‘ın geçen sezon getirdiği Bacca İtalya’ya Sevilla’nın UEFA Avrupa Ligi şampiyonu olarak gelmişti. Meyvesini de aldılar, almaya devam ediyorlar.

Roma’nın büyük umutlarla getirdiği Dzeko ise ligde sadece 8 gol attı. İstatistiğe göre konuşursak ligin tepesinde 82 dakikada bir(hemen her maç) gol atan Higuain varken 245 dakikada bir gol atan Dzeko ile şampiyonluk hedeflenmez. Asistleri de hesaba kattığımızda bile Süre/Skor Katkısı istatistiği ancak Bacca’yı geride bırakabiliyor. Bu sezonki 4 golünün 2’si hazırlık maçı gibi geçen ve 4-0 biten Crotone karşısındaydı ki maçtan sonra kendisi de bu 2 golün yeterli olmadığını, daha iyiye gitmesi gerektiğini söyledi. Zaten önemli maçlarda kaçırdıklarını düşününce Boşnak gol makinasının(!) performansı malumunuz. Peki Roma formsuz santrforların rehabilitasyon merkezi midir? Sabatini kaç sezonu daha feda etmek istemektedir? Spalletti bir başka başarısız sezonun ardından hala takımda kalacağını mı düşünmektedir? Dzeko’nun en azından bir alternatifi alınamaz mıydı? Fakat Roma’nın vizyonsuzluğu sadece bununla da sınırlı kalmıyor… DEVAMINI OKU

Tribündeydik: Fiorentina 1-0 Roma

180916Badelj

Pazar günü İtalya’nın ve hatta dünyanın gözü Milano’ya, Inter-Juventus derbisine çevrilmişti. Yerel saate göre akşam saat 6’da başlayan maç, saat 8’e doğru ev sahibi taraftarların zafer şarkılarıyla sona eriyordu. Fakat aynı saatlerde, 400 kilometre güneydeki Floransa şehrinde bambaşka bir hazırlık vardı: Fiorentina – Roma maçı. Sezona Juventus mağlubiyetiyle başlayıp Chievo’yu kornerden gelen bir kafa golüyle mağlup etmiş olan Fiorentina’nın 3. haftadaki Genoa maçı ise hava şartları nedeniyle yarıda kesilmişti. Roma ise ilk hafta iyi bir görüntü çizmesine rağmen 2. haftada lige yeni yükselen Cagliari’ye puan kaybetmiş, son haftada ise 3 puanı ancak Totti’nin 1 asisti ve 1 penaltı golü ile kurtarabilmişti.
Hocası Paulo Sousa’yla paralel olarak donuk bir oyun oynaması nedeniyle bana göre Fiorentina’nın geçen sene başındaki gibi bir şampiyonluk iddaası olmasa da henüz 4. haftaydı ve Floransalılar hala inanıyordu: binlerce taraftar Stadio Artemio Franchi’ye akın ediyordu. Ben de en ateşli taraftarın bulunduğu kale arkası tribünü Curva Fiesole‘de yerimi aldım ve Roma lehine verebileceğim tepkilerimi gizlemeye çalışarak maçı izlemeye koyuldum. DEVAMINI OKU

Totti’nin Kariyeri (Video) – Totti Efsane Midir?

GettyImages-514350966.0

Francesco Totti’nin Hikayesi – En İyi 20 Golü: Yıllar önce bir forum sitesinde paylaşılan bir Youtube videosunun başlığı. Geçen sezon Spalletti-Totti atışmasının ardından forumlarda, sözlüklerde ve sosyal medyada yıllardır içindeki Totti nefretini biriktirmiş futbolseverlerin fırsat bu fırsat ağzını açıp gözünü yumduğu o ortamda, yazılanların bir kısmına verilebilecek en iyi cevabın bu video olduğunu düşünmüştüm. Tabi ki Totti’nin yaşlandığı ve gerekmedikçe oynamaması gerektiği (bunları şu iki yazıda tartışmıştık: Totti Krizi ve Gemisini Kurtaran Capitano) herkesin tartışmasız kabul edeceği savlardır. Fakat benim bu videonun cevap oluşturmasını istediğim yazılar, Totti’nin sadece Roma’da yerel bir efsane olabileceği ya da sağ ayağından başka bir şeyi olmayan bir balon olduğu gibi abartılı ithamlardı. Videoyu izlediğiniz zaman neden en iyi cevap olduğunu siz de anlayacaksınız.

Telif hakları nedeniyle Youtube’dan kaldırılan bu videoyu, uzun uğraşlar sonucunda bir Facebook sayfasının tozlu raflarında buldum. Belki de internet ortamında yüklü olduğu tek platformdu ve o da tek kopyaydı. Vakit kaybetmeden Dailymotion’a yükledim aynı başlıkla. Elbette internette bunun gibi onlarca Totti klibi bulabilirsiniz ancak bu videonun biyografik anlatımının eşsiz olduğunu düşünüyorum. Duygusal bir flashback etkisi yaratması açısından, Totti’nin kariyerindeki muhtemelen son sezonuna girdiğimiz şu haftaların atmosferini de yansıtacağına inanıyorum. Videonun altında, videodaki cümlelerin çevirilerini bulabilirsiniz. Fazla uzatmadan sözü esere bırakalım. Ardından, Totti’nin ne olup ne olmadığına bir cevap bulalım.DEVAMINI OKU

UEFA Avrupa Ligi 2016/17: Serie A Takımları Değerlendirmesi

bw8QLQ0

Bu sezon 4 İtalyan takımının katıldığı UEFA Avrupa Liginde grup kuraları çekildi. Bunlardan Inter ve Fiorentina 1. torbadan, Şampiyonlar Ligi Eleme turunda Porto’ya elenen Roma 2. torbadan, geçen sezon ligde puan rekorunu kıran Sassuolo 4. torbadan kuraya girdi. Kura dört takım adına da olumlu sonuçlandı. İtalya takımlarının bulunduğu gruplar:

  • E Grubu: Viktoria Plzen, Roma, Austria Wien, Astra
  • F Grubu: Athletic Bilbao, Genk, Rapid Wien, Sassuolo
  • J Grubu: Fiorentina, PAOK, Liberec, Qarabağ
  • K Grubu: Inter, Sparta Praha, Southampton, Hapoel Beer-Sheva

Bu dört İtalyan takımından şüphesiz en şanslı kurayı çeken Roma oldu. Fiorentina’nın işi de çok kolay gibi görünüyor. Inter Southampton’da zorlanabilir ama ilk 2’ye girmenin yeteceği gruplarda daha kuradan işini garantiye aldı diyebiliriz. Gruplarda kendisinden daha prestijli bir takıma denk gelen tek takım Sassuolo. Athletic Bilbao grubun favorisi, Sassuolo-Genk mücadelesi ikinciyi belirleyecek. İkinci torbadan Fenerbahçe ya da AZ Alkmaar gelebileceğini de hesaba katarsak, Genk fena bir kura değil. Yine de APOEL’in de ikinci torbada olduğunu düşünürsek en iyi kura da değil. Dördüncü torbadan girmesi ve tecrübe eksiği nedeniyle tabi ki Sassuolo’yu en azından bu kadar bir zorluk bekliyordu ancak genel tabloya baktığımızda görüyoruz ki İtalyan takımları için güzel bir kura oldu. DEVAMINI OKU