İspanya 3-0 İtalya Maç Analizi

2018 Rusya Dünya Kupası Avrupa kıtası eleme maçlarında G grubunda İspanya ve İtalya, Madrid’te Santiago Bernabéu stadında karşı karşıya geldi. İtalya bu maça teknik direktör Gian Piero Ventura’nın bir süredir denediği hücum odaklı 4-2-4 dizilişiyle çıktı. Bu sistem ve diziliş, bu maça kadar fena bir futbol ortaya koymadı. Ancak zorlu ülke takımlarına karşı büyük soru işaretleri içeriyordu. Özetle merkez orta saha yükünün iki oyuncuya yüklenmesi, beklere çok daha fazla sorumluluk verilmesi ve hücum hattının birbirini en doğru şekilde tamamlayıp sonuca ulaşması gerekiyordu. Bu riskli sistem çok önemli bir maçta çok kötü bir sonuçla çöktü.

Defansta Darmian haricinde Bonucci ve Barzagli’nin günlerinde olmayışı, Spinazzola’nın maç eksiği ve mental sıkıntısı maç boyunca görüldü. Orta sahada De Rossi ve Verratti fazla sorumluluk ve görev altında ezilip gitti. Hem takımın işleyişi hem ileriye top taşıma hem de savunma kontrollerinde sınıfta kaldılar. Verratti belki de kariyerinin en kötü maçlarından birini oynadı. Bir ve ikinci bölgelerin bu denli sıkıntılı bir oyun çıkarmasının sonucu olarak hücum hattı da bu durumdan fazlasıyla etkilendi. Candreva’nın kişisel çabalarının dışında Insigne, Belotti ve Immobile performans olarak beklentilerin altında kaldılar. Tabii bunun en büyük nedenleri orta sahadan beklenen topların gelmemesi ve beklerin hücumu yeterli derecede destekleyememesiydi.

Aslında İspanya pas oyununa dayalı 4-3-3 dizilişli sisteminden vazgeçmiş değildi. Ancak daha dinamik oyuncuların bu sisteme dahil edilmesi, prensip edindikleri oyunu modifiye etti. Özellikle orta sahada Iniesta’nın liderliğinde Koke–Busquets’in dinamizmi başarılıydı. İleri uçta David Silva, Isco ve Asensio üçlüsünün yarattığı etki İtalya’ya zor anlar yaşattı. Bu çabuk ve etkili üç oyuncu karşısında yaşlı bir stoper ve erken sarı kart görmüş, gününde olmayan bir defans lideri olması; maç kondisyonu olan sol bek de oyundan çıkınca hücum setleri konusunda kelimenin tam anlamıyla Lopetegui’nin tereyağ sürülmüş ekmeğinin üstüne reçel oldu. Isco’nun ilk yarıda gelen iki golü maçı bitirdi. İkinci yarıdaysa savunma güvenliğini ve maçın kontrolünü elinden bırakmayan İspanya’ya karşın debelenip duran fakat sonuca ulaşamayan bir İtalya vardı sahada. Yetmiş yedinci dakikada Morata ile gelen üçüncü golle İspanya maçın skorunu da tayin etti.

İspanya bu maçla beraber oyununu geliştirme konusunda güzel işler çıkardı. Ancak İtalya açısından baktığımızda bu sistem ve diziliş değişiminin sonucu pahalıya patladı. Ventura bu maçı iyice analiz edip hataları ve yanlışları görerek çözüm üretemezse kendisini pek iyi bir gelecek beklemeyebilir. İspanya Dünya Kupasına gitmeyi neredeyse garantilerken İtalya’nın Dünya Kupasına gidebilmek için uzun bir aradan sonra eleme maçları oynaması gerekecek.


Mustafa Tokgöz  Yazar
favicon-1 web faviconidealkonjonktur

U-21 EURO 2017 İTALYA REHBERİ: GELECEĞİN KADROSU

2017 FIFA U-20 Dünya Kupası’nda üçüncü olan İtalya, şimdi ise gözünü U-21 Avrupa Şampiyonası’na dikmiş durumda. Azzurri, kadrosunda birçok yıldız adayıyla turnuvaya geldi. Altın jenerasyon benzetmeleri bir yana, bu altın çocuklara biraz yakından bakalım.

TURNUVAYA GENEL BAKIŞ
Polonya’nın evsahipliği yapacağı U-21 EURO 2017’de, iki yıl öncekinden farklı olarak üçer gruptan 12 takım yer almakta. Hatırlayacağımız üzere 2015’te düzenlenen son Avrupa Şampiyonası’nda ikişer gruptan 8 takım yer almıştı. 14 gün sürecek turnuvanın grup aşamasına ve takımlara kısaca bir göz gezdirelim.

Grup A: İngiltere, Polonya, Slovakya, İsveç
Grup B: Makedonya, Portekiz, Sırbistan, İspanya
Grup C: Çekya, Danimarka, Almanya, İtalya

Grup birincileri kendilerini doğrudan yarı finale atarken, son yarı finalisti ise en iyi ikinci takım performansını gösteren belirleyecek.

KADRO
Bir süredir altyapılara yatırım yapan İtalyanlar, bu turnuvaya iddialı bir kadro ile geldi. Ellerinde 2016-17 sezonunda takımlarında iyi süreler alan futbolcularla bezenmiş bir oyuncu grubu var. İlk bakışta 1994 jenerasyonunun hakim olduğunu görmek mümkün. Teknik direktör Luigi Di Baggio’nun elinde patlama yapması beklenen birçok yıldız adayı mevcut. DEVAMINI OKU

EURO 2016: Azzurri’ye Genel Bir Ön Bakış

536300404

2010’da son dünya şampiyonu ünvanıyla Güney Afrika’ya giden, sadece 2 puan alarak Paraguay, Slovakya ve Yeni Zelanda’nın gerisinde kalıp tam anlamıyla dibe vuran İtalya’nın başarıya doymuş kadrosu için revizyon zamanı çoktan gelmişti bile. Nitekim takımın Juventus ağırlıklı omurgasını bozmayan Cesare Prandelli, birkaç önemli dokunuş ile bir takım yaratsa bile İtalya, Polonya-Ukrayna ev sahipliğinde düzenlenen EURO 2012’de de favorilerden biri olarak gösterilmiyordu. Son şampiyon İspanya, İrlanda Cumhuriyeti ve Hırvatistan ile birlikte C grubunda yer alan Azzurri, topladığı 5 puan ile mağlubiyet almadan çeyrek finale çıkmayı başardı. Ufak dokunuşların yanı sıra Prandelli birçok kişiyi şaşırtarak dörtlü savunma kurgusuyla oynamaya başladı. Juventus’un değişilmez Barzagli-Bonucci-Chiellini üçlüsüne Palermo’lu Federico Balzaretti’yi ekledi. Belki de şampiyonanın süpriz finalisti İtalya finalde İspanya karşısında yüz karartıcı bir sonuç aldı lakin yarı finalde Almanya’yı deviren kadro büyük takdir topladı.

Bir klasiktir: İtalyanlar hep savunma ağırlıklı oynarlar, bunu da sert yaparlar denir. Buna istinaden 1969’a gidersek catenaccio’nun Rinus Michels’in çalıştırdığı, sahada Johan Cruyff’un önderliğindeki Ajax’ın total futbolunu nasıl bertaraf ettiğini örnek gösterebiliriz. Lakin günümüzde birtakım şeylerin değiştiğini söylemek mümkün. İngiltere menajeri Roy Hodgson’nın ardından turnuvanın en çok kazanan ikinci teknik direktörü olan Antonio Conte önümüzdeki sezon Chelsea’nin başına geçecek. Hepimizin bildiği üzere Juventus’u ayağa kaldırıp, şu an Allegri’nin bile birçok açıdan bozmayıp üzerine eklemeler yaptığı, kazanan bir takım yaratmıştı. Adı çoğu zaman bahis skandallarına karışmış Conte’nin elinde kendini tekrar gösterebilmesi için önemli bir şans bulunuyor. DEVAMINI OKU

İtalya 1 – 1 İspanya: Gençleşebilmiş Azzurri

italya

“Gençleşemediler.”
Hep bu denirdi İtalya’nın düşüşü için.
Birkaç senelik bir dönemin popüler söylemiydi.
Sonradan gençleşen İtalya ise “efsane” oyunculardan, en fazla “yıldız adayı” oyuncu havuzuna düşmek zorunda kalmıştı.
Dünkü İtalya – İspanya maçının ilk yarısı da bir nevi buna örnek teşkil ediyordu.
Fakat ikinci yarıda ard arda değişiklikler geldi ve…
İtalya gençleşti. Hem de eskisinden daha iyi oluverdi.
Insigne, Bernardeschi, Zaza, Jorginho… Hepsi en fazla 24 yaşındaydı.
Belki Fransa’nın süperstar çocuğu Pogba değillerdi. Ama maçın bütün çehresini değiştirmeyi başardılar.
En önemlisi de onlara sırf hazırlık maçı maksadıyla şans verilmiş değildi, bu gençler zaten takımlarının en formda oyuncularıydılar.
Şahsi futbol görüşüme göre 24 yaşındakiler bir sene içerisinde “genç” statüsünü kaybedecekler.
Bu ay 25 yaşına giren Florenzi için iş o noktaya zaten geldi. Fakat söz konusu İtalya olunca, biz gene de biraz tolerans gösterip onları gelişim sürecindeki futbolcular olarak değerlendirebiliriz.

Florenzi, Totti-De Rossi-Florenzi hattının son halkası. Artık Totti’yi saymazsak Roma’nın ikinci kaptanı. İki sene önce sağ kanatken beke çekildi. Bu nedenle ofansif özellikleri üst düzey ve bek, orta saha, kanat nereye koyarsan oynayabiliyor. Manchester Unitedlı Darmian sağ bek oynadığı için milli takımın maçlarında şans bulamıyordu, Conte çareyi onu orta saha oynatmakta buldu. (Yaş 25)
Insigne, Napoli’nin prensi. Higuain kral, Hamsik kaptansa, Insigne’ye de daha azı düşmez. Hızı, kanattaki ustalığı, şut tekniği… “Napolili Florenzi” olarak tanımlıyorum onu. Dünkü maça öyle etki etti ki, niye daha önce oynatılmadığını sorguladım fakat ilk 11’de kanatlarda Eder ve Candreva gibi uzun yıllardır belli bir istikrarla oynayan yıldızlar varken pek de eleştiremedim. (Yaş 24)
Bernardeschi, harika bir bilek, adam eksiltme ustası. Uzun bacaklı ve zayıf olması kıvraklığını artırıyor. Bu sezonun uzun süre en formda takımı olan Fiorentina’nın başarısındaki en önemli mimarlardan biri. Çoğu maçta da takımın en iyisi. Fiorentina maçlarını izlerken topun hep onda kalmasını istiyorum. Dün ilk kez milli formayı giydi. (Yaş 22)
Zaza, Dybala-Morata-Mandzukic varken Juventus’ta şans bulmak hiç kolay değil ama şans bulduğu 17 maçta 7 gol atmış. İzleyeni daha iyi bilir, ben dün çıkardığı maçı anlatayım. Dıştan bakınca fiziğiyle ön plana çıkan bir forvet gibi görünse de zeki, akıllı koşular yapıyor. Pique’ye attığı çalım sanırım kapasitesinden sadece küçük bir örnekti. (Yaş 24)

Napoli’li Jorginho da dün ilk kez milli formayı giymiş. Ve yedekte sol kanadı otobana çevirebilecek El Shaarawy gibi bir adamın da oturduğunu es geçmeyelim. Yaşları sırasıyla 24 ve 23.

DEVAMINI OKU