Gemisini Kurtaran “Capitano”

Serie A 34. hafta mücadelesinde sahasında Torino’yu konuk eden Roma 86. dakikaya girerken 2-1 gerideydi. Keita yerine oyuna giren 39 yaşındaki kaptan Francesco Totti, topla ilk dokunuşunda umut ışığı yakan golü atıyor, 3 dakika sonraki penaltıyı da ağlara göndererek 2. golünü kaydediyordu. Roma son dakikalarına 2-1 geride girdiği maçtan 3-2 üstün ayrılıyor, küçük bir umutla sürdürdüğü Napoli takibine kaldığı yerden devam ediyordu. (Haftaiçinde bütün kaynaklardan duyurulan bu ilk paragrafı geride bıraktıktan sonra, Serie A meraklılarına hitap etmeye başlayabiliriz.)

Bu sezon Spalletti’yle yaşadığı sorun nedeniyle kadro dışı kalan Totti, bütün kincilere en iyi cevabı veriyordu. Elbette bu, Totti’nin 90 dakikayı çıkarabileceğini, kadroda birilerini kesmesi gerektiğini kanıtlamaz. Fakat ihtiyaç duyulan yerde ve zamanda hala tam da aranan adam olabileceğinin gözle görülür bir kanıtıdır. 16 yaşında Donnarumma’ya Milan kalesinin teslim edilmesi nasıl radikal bir kararsa, Roma santrafor mevkinin hala 39 yaşındaki Totti’ye yer vermesi de aynı derecede radikal belki de. Ama nasıl Mihajlovic Donnarumma için “Yaşa bakmam, oyuncu iyi mi kötü mü ona bakarım.” dediyse, 70. dakikadan sonra sahada bir şutör olması gerektiğini bağıran oyuna Totti’yi sürmek için de aynı kararlılığı göstermesi gerekiyordu Spalletti’nin.

Spor basınını sarsan bu olay, şüphesiz Roma izleyicisi için hiç de beklenmedik bir gelişme değildi. Nitekim Totti, 2 hafta önce soyunma odasına 1-0 mağlup girilen Bologna maçında ikinci yarıda oyuna girip Salah’a beraberlik golünün asistini yapıyor, Roma’nın uluslararası resmi Twitter hesabının açtığı ankette taraftarlarca maçın en iyi ikinci adamı seçiliyordu. Geçen hafta 70. dakikada oyuna girdiği sırada 3-2 mağlup olunan Atalanta maçında ise takımına 1 puanı getiren golü atıyordu. Son 3 maç performansına sırasıyla baktığımızda: 1 asist, 1 gol ve 2 gol şeklinde gidiyor. Bundan çıkarım yaparken çok titiz olmak gerekiyor. 

AS Roma v Torino FC - Serie A
Üçüncü golden sonra bütün takım Totti’ye koşuyor.

Öncelikle Totti’ye ilk 11’de forma vermek; sağlam ciğerlerin, hızlı ayakların en çok iş yapacağı dakikalarda fizik kondisyon bakımından büyük beklentilere girmek, kesinkes intihar olmasa da büyük bir kumar olur. Fakat bir dakikadan sonra hele de rakip takım mevcut skordan memnunsa Roma’nın gol yolları öyle tıkanıyor ki, maçın seyir zevki tamamen tükeniyor. Gerilip gerilip duvara toslayan bir keçi ve keçiye asla saldıramayacağı bilinen bir duvarın karşılıklı oyununa dönüşüyor. Tam bu noktada, Totti kadar gol odaklı düşünebilen, takım arkadaşını tek pasla hiç yoktan golle karşı karşıya bırakabilen, içerde olduğu zaman da golü bu derece koklayabilen bir oyuncuya ihtiyaç oluyor. Bu nitelikleri bu kadar yoğun taşıyan bir futbolcunun değil Roma kadrosu içerisinde, dünya futbolunda bile ender bulunduğunu zaten söylemeye gerek yok. Ne mutlu ki oyun görüşü ve vuruş tekniği yaşla azalmıyor. O halde bir ayağını kazıkla yere bağlayacak bile olsanız kritik paslarla yine de oyuna katkı yapabilecek bir adamın belli bir dakikadan sonra sahneye çıkması aslında elzem oluyor.

İLK 11’İN HAKİMLERİ

Roma’nın mevcut hücum silahları, El Shaarawy, Salah, kısmen Nainggolan ve bunlardan bir kademe altta olmak üzere Perotti aslında muhteşem oyuncular. Fakat:

  • El Shaarawy ve Salah’ın “kanat” oyuncusu özellikleri şüphesiz daha ağır basıyor,
  • Sezon başında golleriyle Roma’yı sırtlayan Salah‘a artık o boş alanlar verilmiyor,
  • Oyunu iki yönlü oynayabilen Nainggolan geçen sezon ceza sahası dışından attığı o füzelerden bu sezon hiç sergileyemiyor ve auta vurdukça şut konusundaki özgüveni gittikçe de düşüyor,
  • Yalancı 9 olarak oynarken iyi iş çıkaran Perotti son haftalarda Spalletti’nin formasyon deneyleri sonucu etkisini kaybetmiş durumda.

Yukarıda saymadıklarımdan Dzeko, aslında takımın tek santraforu ve hücum silahı denince akla ilk gelmesi gereken oyuncu. Ne yazık ki her maç “Gol makinası diye aldık çamaşır makinası çıktı.” deyimini akla getiren oyuncu oluyor. Dzeko’nun kendi iyiliği için vakti varken Roma’ya iyi tutunması ve nasıl olacağı bilinmez ama küllerinden doğması gerekiyor yoksa bundan sonraki talipleri Manchester City veya Roma kadar büyük isimler olmayacak, piyasası gittikçe düşecek ve nihayetinde Balotelli gibi takımdan takıma savrulacaktır.

AS Roma v Torino FC - Serie A
Totti’nin beraberliği getiren gol dokunuşu.

NE DEĞİŞTİ?

Daha önce Totti kriziyle ilgili yazdığım yazıda ve sonrasında çokça belirttiğim gibi Spalletti basına Dzeko’dan vazgeçmeyeceğine dair mesajlar verip, ilk 11’de ise santrafora yalancı 9 rolünde Perotti’yle başlıyordu. Her ne kadar öncesinde garipsense de santraforsuz kadrosuyla Roma her maçtan galip gelmeyi başarıyor, hatta galibiyet serisi yakalıyordu. Fakat ne oldu bilinmez, yine bir Lazio galibiyeti sonrası Roma takımı üst üste puan kayıpları yaşamaya başladı. 4 hafta önce El Shaarawy-Perotti-Salah üçlü forveti iyi iş çıkarıyordu ama artık yukarıda betimlediğim tipte bir ayağa ihtiyaç duyuluyor. Tabii Spalletti’nin dizilişte ve kadroda büyük deneyler yapmasının da etkisi var bunda. Örneğin Atalanta maçına Dzeko – Salah çift santraforuyla çıkılması hiç görülmemiş bir şeydi. Bunlar Spalletti’nin payına ayriyeten tartışılabilir tabi ama Totti’nin payına ne görev düştüğü aşikâr.

GOLCÜ GOLÜNDEN BELLİ OLUR

Torino maçındaki gollerini değerlendirmek gerekirse: İlk golde Totti tam olması gereken yerdeydi. Topa doğru attığı uçan tekme ise görece kilolu fiziğine göre hayret vericiydi. Geçen sezonun ikinci yarısında 2-2 biten Lazio maçında attığı, tribünlerle selfie çektiren golde de havada aynı süzülüşü görmüş, yaşına rağmen sergilediği bu atletikliğe şaşırmıştık.
Maç boyunca 3 kez ceza sahasında elle oynayan Torino savunması sonunda 89. dakikada yakalandığında, tam da sahada bulunması gereken kişiydi, usta penaltıcı. “Penaltıda köşeyi bilmek vuranın değil, kalecinin görevidir.” diye özetleyebileceğim “gerçek penaltıcı” tanımımın tekrar altını çizercesine sert ve emin bir vuruşla, doğru köşeyi bilmesine, parmaklarının ucuna değmesine rağmen Padelli’nin bakışları eşliğinde topu ağlara gönderiyordu. Roma takımında penaltılarından bu kadar emin olunabilecek, Pjanic dışında kimse de bulunmuyor zaten.

Son olarak bu sezonla ilgili şu lig istatistiğini paylaşmakta fayda var:

  • Edin Dzeko – 29 maç – 1925 dakika – 8 gol 4 asist
  • Francesco Totti – 9 maç – 287 dakika – 4 gol 3 asist

Roma için temennimiz seneye takımın santrafor eksiğini tamamen kapatacak, Totti’ye de iş bırakmayacak başarılı bir transfer yapmasıdır. Fakat o zaman gelene kadar Kaptan gereken şartlar altında gemisini kurtarabilecek güce sahiptir.

ggroma-kunye
Güven Güngör
Yazar/Editör
favicon-1 faviconGvnGngr

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir